Mersinli Ünlüler
Güreşçi. Mersin’de doğdu.
Olimpiyat tarihinde derece alan ilk Türk sporcudur.
Fırıncı çıraklığı yaptı. Spora boksla başladı. Atletizm yaptı, bir mukavemet koşusundan sonra hastalandı, atletizmi bıraktı. Mersin itfaiye Komutanı memduh bey’in desteği ile Tarsus’ta yapılan karakucak güreşlerine katıldı ve birinci oldu. Bir süre serbest güreşerek para kazandı. Daha sonra İstanbul’a gitti ve Kumkapı Güreş Kulübü’nde çalışmaya başladı. 1933’te İzmir’deki Balkan Şampiyonası seçmelerinde Nuri Boytorun ve Adnan Yurdaer gibi büyük güreş ustalarını yenerek, Milli Takıma girdi, balkan şampiyonu oldu. 1936 Berlin Olimpiyatlarında 79 kiloda üçüncülük kazandı. 1937-1940’ta iki kez daha Balkan Şampiyonluğu’nu elde etti. 1948 Londra Olimpiyatları’nda grokoromen dalında ağır sıklet şampiyonluğunu kazanarak ününün doruğuna ulaştı. Bir daha mindere çıkmadı. Önceleri İstanbul’da, sonra da Mersin’de kahvehane açarak yaşamını sürdürdü.
M.Sami Aşar(Mersin-Tarsus) (1932- )
Şair.Tarsus’ta doğdu. Tarsus’ta bir tekstil fabrikasında personel memurluğu yaptı.Yeni Adam gazetesinin Ahmet Remzi Yüreğir Şiir Ödülü’nü kazandı (1954). Varlık dergisince her ay düzenlenen şiir yarışmalarında ikinci kez birinci oldu (1959).
Başlıca eserleri: Vatanım (1949), Kırık Uyku (1970), Ağzına Kuşlar Konmuş (1972), Birazcık (1974), Kim Daha Sen (1976).
Behzat Ay(Mersin) (1936- )
Roman ve öykü yazarı. Aslanköy’de doğdu. Düziçi Köy Enstitüsü’nü bitirdikten sonra, bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. İlköğretim müfettişlik kursuna katıldı. 1965-1967 arasında Siirt’te ilköğretim müfettişi olarak çalıştı. Müfettişlikten alınıp Erzincan’a ilkokul öğretmeni olarak gönderildi. Ankara gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. İstanbul’a atanarak liselerde rehber-uzman öğretmen olarak görevini sürdürdü. 1953’ten sonra Varlık, İmece, Öncü, Yelken, Sosyal Adalet, Yön, Türk Solu, Ant, Vatan, Akşam, Yansıma gibi dergi ve gazetelerde makale, öykü, röportaj ve gezi notları yayınlandı.
Eserlerinden bazıları: Köyden Geliyorum (gezi notları, 1961), Başkanın Ankara Dönüşü (öyküler, 1061), Dor Ali (roman, 1966), Gündoğusu (gezi notları, 1970), Sis İçinde (roman, 1973), Sürgün (roman, 1975
Atıf Yılmaz Batıbeki(Mersin) (1925- )
Film yönetmeni.Mersin’de doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul’da Şişli Terakki Lisesi’nde yaptı. İstanbul Hukuk fakültesi’ne girdi, bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne ve Nuri İyem’in atölyesine devam etti. 1947’de birkaç arkadaşıyla “Tavanarası Ressamları Topluluğu”nu kurdu. Beş Sanat dergisinde sinema ve tiyatro üstüne eleştirileri yayınlandı. 1950’de Semih Evin’in yönettiği “Allah kerim” filminde yönetmen yardımcılığı ile sinemaya başladı. Bir yıl sonra “Mezarımı taştan Oyun” adlı filmle ilk yönetmenliğini yaptı ve öğrenimini yarıda bıraktı. O tarihten beri 110 filme imza atan Atıf Yılmaz’ın filmleri birçok ulusal ve uluslararası festivale katıldı ve pek çok ödül kazandı. Zeki Ökten, Yılmaz Güney, Şerif Gören, Ali Özgentürk, Halit Refiğ gibi ünlü yönetmenlerin yetişmesinde payı olan Atıf Yılmaz’a, 1991’de Hacettepe Üniversitesi tarafından “sanatta onursal doktora” payesi verilmiştir.
Piyasa romanlarını perdeye aktararak, bu uygulamayı başlatan ilk kişi oldu. Orhan Günşiray’la Yerli Film şirketini kurdu (1960).
Önemli filmlerinden bazıları: Gelinin Muradı (1957), Ah Güzel İstanbul (1966), Adak (1979),
Selvi Boylum Al Yazmalım (1977), Bir Yudum Sevgi (1984), Mine (1982), Adı
Vasfiye (1985), Aaahh Belinda (1985), Hayallerim Aşkım ve Sen (1987).
Saim Bugay(Mersin) (1934- )
Heykeltıraş. Mersin’de doğdu.1967’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nden mezun oldu. 1969-1974’de Paris merkez olmak üzere Fransa’da ( İngiltere, Danimarka, Almanya, Belçika, Hollanda, ve İtalya’da incelemeleri ile birlikte ) çalışma ve araştırmalarını ahşap heykeller uzmanlık alanında sürdürdü. 1975 yılında getirildiği Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki öğretim üyeliğini halen sürdürmektedir. Birçok kişisel sergi açan ve karma sergilere katılan sanatçı yedi ödül sahibidir.
Abdülkadir Bulut(Mersin-Anamur) (1943-1985 )
Şair. İçel’in Anamur ilçesine bağlı Akine köyünde doğdu.Ortaöğrenimini Akşehir İlköğretmen Okulu’nda tamamladı. İçel’in ilçelerinde öğretmenlik yaptı. Şiirleri 1960’tan itibaren dergilerde yayımlanmaya başlandı. Asıl kimliğini 1970’li yıllardan sonra yazdığı şiirleriyle kazandı.Milliyet Sanat dergisinin açtığı “1974’ün En başarılı Genç Şairi” yarışmasında derece aldı. İlk şiir kitabı Sen Tek başına Değilsin 1976’da yayınladı. Onu Acılar Yurdumdur (1982), Yakımlar (1981) izledi. Genç şiir kuşağımızın önde gelen isimleri arasındadır. 1985 yılında geçirdiği bir trafik kazasında öldü.
Ethem Çalışkan(Mersin-Tarsus) (1928- )
Gazeteci, ressam, hattat. Tarsus’un Göçük Köyü’nde doğdu. İlk ve Ortaöğrenimini mersin’de tamamladı. Yükseköğrenimini İstanbul Güzel sanatlar Akademisi Afiş Bölümü’nde yaptı. Prof. Sabri Berkel’den desen, Prof.Emin Barın’dan yazı, Prof. Namık Bayık’dan afiş ve grafik dersleri aldı. Anıtkabir’deki yazıtların yazılmasında Prof.Barın’a yazrdımcı oldu. Gazeteciliğe 1954’te Yeni Sabah gazetesinde ressam-kaligraf olarak başladı. Zafer, Öncü, Dünya, Akşam, Milliyet, Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Kitap kapakları, afişler yaptı. Atatürk’ün 100.doğum yıl afişleri bastı. Yapıtları çeşitli kişisel ve karma sergilerde sergilendi.
Sabri Çoksolmaz(Mersin) (1920- )
Şair, öykü yazarı. Tarsus’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini tarsus’ta yaptı. Balıkesir Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi (1947). Çeşitli yerlerde öğretmenlik yaptı.
Başlıca eserleri: Âşıklar Dilinden, Kınalı Kuş, Annemi Unutamam, Şiir Demeti adlı şiir kitaplarıyla, İslam Hikayeleri, feleği Arayan Adam adlı öykü kitapları.
Haldun Dormen(Mersin) (1928- )
Tiyatro oyuncusu ve yönetmeni. Mersin’de doğdu.İlköğreniminden sonra girdiği Galatasaray Lisesi’nde ilkez sahneye çıktı. Robert Kolej’in lise bölümünde ortaöğrenimini tamamladı. Yale Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu (1952). Yurda dönüşünde Küçük Sahne’ye girdi, daha sonra burada yöneticilik yaptı. Bir süre sonra kendi adına Dormen Tiyatrosu’nu kurdu. Uzun süre burada oyunlar sahneye koydu. Tiyatroyu kapattıktan sonra, çeşitli basın organlarında sanat üzerine haberler yazdı.
TV için “Unutulanlar” adlı bir dizi hazırladı. 1966’da sinema yönetmenliği yaparak başarı kazandı. Yönettiği iki film de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödül kazandı. Son yıllarda çeşitli müzikaller sahneledi. “Bozuk Düzen”, “Güzel Bir Gün İçin” gibi filmleri var.
Gazetelerde tiyatro üstüne yazılar da yazan Haldun Dormen, anılarını Sürç-ü Lisan Ettikse adlı bir kitapta topladı.
Musa Eroğlu(Mersin-Mut) (1946- )
Saz ve söz sanatçısı.1946 yılında İçel’in Mut Kazası’nda doğdu. Ortaöğrenimini Mut’ta tamamladı.Kendi anlatımıyla özgeçmişi aşağıdadır:
Mut, 1953’lerde 2500 nüfuslu bir ilçeydi. Bizim köy Maçkuru Köyü. 1870’lerde Malatya’dan Adana’ya gelenlerin, Cumhuriyet öncesi siyasal yapının verdiği bir görüntünün yansımaları olan uçbeyliklerin teşekkülüyle oluşmuş bir yerleşim vardı. Hatta bizimkiler sanki burada beylerin olması gibi bir durum varmışcasına, buralara “üçbeylik, üçbeyler” derlerdi. Bu yerleşim alanından bizim köye sekiz km. bir mesafe vardır. O zamanlar davar güderek aileme katkıda bulunuyordum. O tarihlerde cumartesi öğlene kadar okullar açıktı. Bir pazarımız vardı. Pazartesi günleri davar güdüyordum. İki gün çalıştığımda, on kuruş para alıyordum. Ortaokullarda hocalarımız yöresel unsurlara, folklora, oyunlara çok önem veriyorlardı. Ortaokuldayken bir müsamerede bana “Karacaoğlan”ı oynatmışlardı. Saz çalıyordum. Saz çalma babadan-dededen kalma gelenekti, aslında. Bunu öğrenmek adeta zorunluluktu. Esasında bizim köyün dışında, Mut’tun diğer köylerinde saz çalmak-türkü söylemek pek yoktu. Yörede “Karacaoğlan”la ilgili geleneği, şenliği sürdüren bir köydü, bizimkisi. Çevrede davul-zurna dışında müzikal pek bir renklilik yoktu. O yüzden bizim köy biraz da dışlanmıştı, çevre köylerce. O Karacaoğlan şenliğindeki rolüm, beni çok etkiledi ve böyle sürüp gitti. Sürekli çalışarak, kendimi geliştirerek sanatımı bugünlere getirdim. Bu sanat ve her sanat için bir ömür yetmez aslında. Bir altyapı zaruri, okul zaruri tabii eğitim temel zaruriyet. Mut’ta bir folklor gurubu oluşturuldu. Ben orada görev aldım. O Karacaoğlan oyununun, beni peşinden sürükleyen o oyunun peşinden gittim hep.Gezebildiğim bölgelerde, Trakya hariç, Anadolu’nun birçok köyüne ulaştım. Sadece Çorum’da 340 köy gezdim. Anadolu’da gördüğüm şu; yaşamların inançların yüzde doksanı ortak. Gelenek ve görenekleri ortak. Yani ortak bir kültürleri var. Anadolu’daki kültür zamanla bir mozaiğe dönüşmüş. Biz kendi gelenek ve göreneklerimizi “şehirli kalıbı” içine oturtmaya çalışmışız. Şehirle özdeşleştirmeye çalışmışız. Halbuki, çok uzunca bir evrim bu. Belki göçebe yaşamı şehirli için garip gelebilir; ama şehirlinin büyük kısmı huzursuzdur, yaşamından. Kırsal alandan şehre göçte, yozlaşma yaşamış. Alt yapıya uyum yok. Sorunlar çok. Dil mesela, hiçbir zaman köydeki, obadaki, yayladaki insan şehirdekiler gibi konuşamaz. Konuşması da beklenemez. Benim için bile bu böyledir. Şehir bambaşka, şehircilik bambaşka bir şeydir. Bu taşınmayla gelen insanlar, korunmuyor. Kurban Bayramı’nda apartmanda kurban kesen insanının çaresizliğini düşünün. Halbuki o insan köydeyken, bunu çok doğal ve rahat yapıyordu. O kültür şehre taşınmamış demek ki. Kültürel öğeler budanmaya başladığı zaman, o güzel türkülerle yoğrulan insanların ileriye doğru bakışları da törpülenmiştir. Bu yüzden boşluktadır. Köyde doğmuş, büyümüş, olan biri olarak, her sene köyümü ziyaret ederim. Bu bir hasrettir. Bunu hiç ihmal etmedim. Şimdi köyle şehir, şehirli ve köy kökenliler arasında bir kopukluk var. Keşke bu kopukluk giderilebilse. Böyle bir toplumda müzikle, gelenekle, türkü de törpülenir.Anadolu’daki müzik formu incelenirse, Ege Bölgesi’nde geniş bir müzik formu olduğu görürüz. Mesela o zeybeklerdeki incelikler, etimolojik yapıdaki güzellik, estetik ne kadar hoş. Sözler çok az, müzik daha fazla. İç Anadolu’da sözler daha fazla, müzik daha az. Ege ve Karadeniz: Ege’de, ihtiyaçtan dolayı (sosyolojik nedenlerden taassuptan filan kaynaklanan) müzikli renklilik çeşitlilik var. Bunu çalıyor. Daha evvel ne yapıyor? Boğaz havası dediğimiz bir şey var. İlk önce havasıyla yüksek perdeden ihtiyaçlarını seslendiriyor. Bu ihtiyaç, bir alt yapıdan doğuyor. 30-40 bin kişilik konserler yapılıyordu, Ege’de. Müziklerin bu kadar çeşitli olmasının Grek Kültürü’yle mutlaka bir ilgisi var. Rodos’tan, Girit’ten derlenen türkülere baktığımız zaman, sadece sözleri farklı. Yunanca söylüyor, biz burada onun Türkçesi’ni söylüyoruz. Bu müzik, bu halkın alt yapısının rafineliğinin yansımasıdır. Doğu Anadolu’da ise, iki veya üç dört sesten oluşuyor melodiler. İç Anadolu’da da daha az. Karadeniz’de geçmişteki Pontusların torunları vardır. Ama bir kemençenin çalımı, hiç de küçümsenecek birşey değil. Tüm Anadolu’nun incelenmesi gerekiyor yani teker teker. 1965’te iki tane 45’lik yaptım. Dinsel motifli şeyler okumuştum. O günden bugüne 1979’de bir uzunçalar yaptım. 15 tane kaset yaptım. 45’likleri sayamıyorum. Daha fazla. Ayrıca sanatçı kardeşlerimle yaptığım ortak çalışmalar da oldu. 8 kaset var. “Muhabbet” adını vermiştik adına. En son Arif Sağ’la resital şeklinde yapmıştık. Bir de en son UNESCO için bir çalışma yaptım. UNESCO’dan Henri le’Comte isimli bir Asya müzikleri araştırmacısı, sürekli gezilerle, incelemelerle müzik çalışmaları yapıyor. Bütün Türki Cumhuriyetler’inde çalınan müzik araçlarının çoğunun CD’lerini yapmış, kayıtları kendisi yapıyor. Benimle de bağlantıya geçti ve benimle de CD çalışması yaptı. 1980’li yıllardan itibaren müzik yönetmenliklerim var. Birçok müzisyenin yetişmesinde katkılarım vardır. Belkıs Akkale, Bedia Akartürk, Selda Bağcan, Ümit Tokçan…. Anadolu’daki semahların kaybolmaması için, “Bin Yıllık Yürüyüş” isimli 90 dakikalık 2 CD semahları yaptım. Ticari amaçlı değildir bu. İleriye kalabilmesi için kaybolmasın diye. Bunu halk kültürüne bir katkı olarak görüyorum. Bunları yaşama geçirmek için, 1980’den(1983) sonra insanlara bağlama felsefesini öğretmek için de bir dershane açtım.
Hüseyin Gezer(Mersin) (1920- )
Heykeltıraş. Ortaöğrenimini Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’nda tamamladı. Bir yıl öğretmenlik yaptı. Askerlik görevini sürdürürken, hasan Âli Yücel’in özel ilgisiyle izinli sayıldı. 1944’te Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. 1944-1948 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde eğitim gördü. 1948-1950 yıllarında Paris’de Ecole Nationale
Superieure des Beaux-Arts ve Academie Julian Ecole du Louvre’a devam etti. İkisi yurt
dışında olmak üzere 16 sergiye katıldı. 37 adet anıt ve büst yaptı. Yurt genelinde katıldığı
yarışmalardan 16 ödül kazanan sanatçı, 1966-1969 yılları arası Devlet Güzel Sanatlar
Akademisi başkanlığı görevinde bulunmuştur.
Yapıtlarından başlıcaları: Resim ve Heykel Müzesi’ndeki Türbanlı kadın (1946), Efenin Aşkı (1951), Çocuk ve Ana (1967) gibi kompozisyonları, Geyve’deki Atatürk Anıtı (1960), Karabük demir-Çelik fabrikalarındaki Atatürk Anıtı (1961), Akhisar ve Balıkesir’deki Atatürk Anıtları (1962-1963), Ankara Hacettepe Üniversitesi’ndeki Atatürk Anıtı (1970), Mersin Kurtuluş Savaşı Anıtı (1975).
Haşmet Zeybek(Mersin-Tarsus) (1948- )
Oyun yazarı. Tarsus’un Gülek Köyü’nde doğdu. Karaisalı Yatılı Ortaokulu’nda, Adana, Tarsus liselerinde okudu, bitirmeden çalışmaya başladı. Tiyatro oyunculuğuna Tarsus’ta başladı. 1962’de “Meydan Oyuncuları” tiyatro topluluğunu kurdu. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda ve Dostlar Tiyatrosu’nda oyunculuk, yazarlık, yönetmenlik yaptı. Ankara ve İstanbul’da sergilenen “Irgat” adlı oyunu ile adını duyurdu. TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışması’nda “Toprak, Balta, Düğün ya da Davul” adlı oyunuyla başarı ödülü aldı. Çorum’daki Alpagut Linyit İşletmesi’nde işçilerin başlattıkları bir işçi yönetimini konu alan “Alpagut Olayı” oyunu Dostlar Tiyatrosu’nca 1974’te sergilendi.
Kerim Yund(Mersin-Silifke) (1912-1997 )
Şair, yazar. Silifke’de doğdu. İlköğrenimini çeşitli illerde, ortaöğrenimini İstanbul orman Okulu’nda ve Ankara Gazi Eğitim Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Orman Genel Müdürlüğü’nde çeşitli görevlerde bulundu. İstanbul Orman İşletmesi avukatlığına atandı. 1939’larda hece ölçüsüyle yazdığı ilk şiirlerini Çınaraltı dergisinde yayınladı (1941-1943). Yeşil Türkiye, Türk Folklor Araştırmaları, Köy Postası, Ziraat Dünyası, ormancılık ve Kadın, Hatay Tarih Mecmuası, Türk Dili dergilerinde şiir, inceleme ve folklor araştırmaları yayınlandı.
Eserlerinden bazıları: Kokulu Çam (şiirler, 1940), Ağaç, Orman Üzerine Atasözleri ve Açıklamaları (1944), Prehistorik ve İlkçağlarda Türklerde Ağaç Medeniyeti (1947), Çocuklara Tabiat Hikayeleri (1948), orman (şiirler, 1949), İçel Antolojisi (1952), Camkese Böceği (1952), ordu ve Orman (1954), İçel Dağlarından Şiirler (1954), Silifke Türküsü (1961).
Turhan Oğuzbaş(Mersin) (1933- )
Şair. İlköğrenimini Mersin İsmet Paşa İlkokulu’nda, ortaöğrenimini Mersin Lisesi’nde tamamladı (1955). İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1960). ABC, Yeni Vatan, Hey gazete ve dergilerinin sanat sayfalarını yönetti. Reklam şirketlerinde yönetici, prodüktör ve hukuk müşaviri olarak görev aldı. Serbest avukatlık yaptı. Akdeniz, Yelpaze, Varlık, Yeditepe, Hisar, Kaynak, Türk Dili gibi dergi ve gazetelerde şiirleri, yazıları yayınlandı.
Eserlerinden bazıları: İspanyol Meyhanesinde Seni Aradım (1964), yaşanmamış Mektuplar (1965), Gözlerin İstanbul Senin (1966), Sonbahar Rüzgarları (1967), Beyaz Kasımpatılar (1969).
Ümit Yaşar Oğuzcan(Mersin-Tarsus) (1926- )
Şair.Tarsus’ta doğdu.İlköğrenimini Eskişehir İnkılap İlkokulu’nda (1937), ortaöğrenimini Konya Askeri Ortaokulu (1940) ve Eskişehir Ticaret Lisesi’nde tamamladı(1946);Osmanlı Bankası ve Türkiye İş Bankası’nda çalıştı, 1961’den sonra İstanbul’a yerleşti, “Ümit Yaşar Yayınevi”ni kurdu.
Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairidir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.4 kasım 1984 tarihinde öldü.
1967’ye kadar ki hayatı, eserleri hakkında yazılanlardan seçmeler “Ümit Yaşar/25. Sanat Yılı Jübilesi” adlı bir kitaptadır.
Eserlerinden başlıcaları: İnsanoğlu (1947), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955), Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959), Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961), Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966), Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968), Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Ben (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982),
Acılar Denizi (1977) isimli kitabı, son kitabı dışında bütün şiirlerinden seçmeler kitabıdır. Diğer seçme şiirler kitabı Şiirle 40 Yıl (1982) adını taşıyor. Bütün Şiirleri Özgür Yayınları’nda basılıyor (4 cilt, 1982-1984).
Osman Şahin(Mersin) (1938- )
Öykü yazarı. Mersin’in Aslanköyü’nde doğdu. İlk öğrenimini Aslanköyü’nde, orta öğrenimini Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsü’nde tamamladı. Siverek çevresinde öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitin Enstitüsü’nü bitirdikten sonra öğretmenliğini Malatya, İzmir ve İstanbul ve Trabzon’da sürdürdü. 12 Eylülde emekli edildi. Bir kitabı yüzünden kovuşturma geçiren Osman Şahin, bir buçuk yıl hapse mahkum edildi. Sanat hayatına, Cumhuriyet gazetesinin Kültür-Sanat sayfası ekinde yayımlanan “Kırmızı Yel” adlı öyküsüyle başlayan Osman Şahin, bu öyküsüyle TRT Hikâye Büyük Ödülü’nü kazandı. “Ağız İçinde Dil Gibi” adlı yapıtıyla da 1980 Nevzat Üstün Hikâye Ödülü’nü aldı. Halen yazı faaliyetlerini çeşitli gazete ve dergilerde sürdürmektedir.
Eserlerinden başlıcaları:Hikaye Kitapları:Kırmızı Yel (1971), Acenta Mirza (1974), Ağız İçinde Dil Gibi (1980), Acı Duman (1983), Kolları Bağlı Doğan (1988) , Ay Bazan Mavidir (1989), Selam Ateşleri (1993), Bütün Öyküleri (I ve II, 1999)
Roman:Başaklar Gece Doğar (1991).
Mete Şamilgil(Mersin) (1934- )
Şair. Mersin’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini çeşitli il ve ilçelerde yaptı. Ortaöğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı (1951). İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi (1955). Bir ilaç fabrikasında çalıştıktan sonra serbest eczacı olarak çalışmaya başladı.
İlk şiirleri 1955’te İstanbul dergisinde çıktı. Yelken, varlık, Hisar dergilerinde şiirleri yayınlandı.
Eserlerinden başlıcaları: Gücengil Ayna (şiirler 1960), Cumartesi Acıları (şiirler, 1969), Islak Çizgilerde (şiirler, 1969).
Osman Şahin(Mersin) (1938- )
Öykü yazarı. Mersin’in Aslanköyü’nde doğdu. İlk öğrenimini Aslanköyü’nde, orta öğrenimini Diyarbakır Dicle Köy Enstitüsü’nde tamamladı. Siverek çevresinde öğretmenlik yaptı. Gazi Eğitin Enstitüsü’nü bitirdikten sonra öğretmenliğini Malatya, İzmir ve İstanbul ve Trabzon’da sürdürdü. 12 Eylülde emekli edildi. Bir kitabı yüzünden kovuşturma geçiren Osman Şahin, bir buçuk yıl hapse mahkum edildi. Sanat hayatına, Cumhuriyet gazetesinin Kültür-Sanat sayfası ekinde yayımlanan “Kırmızı Yel” adlı öyküsüyle başlayan Osman Şahin, bu öyküsüyle TRT Hikâye Büyük Ödülü’nü kazandı. “Ağız İçinde Dil Gibi” adlı yapıtıyla da 1980 Nevzat Üstün Hikâye Ödülü’nü aldı. Halen yazı faaliyetlerini çeşitli gazete ve dergilerde sürdürmektedir.
Eserlerinden başlıcaları:Hikaye Kitapları:Kırmızı Yel (1971), Acenta Mirza (1974), Ağız İçinde Dil Gibi (1980), Acı Duman (1983), Kolları Bağlı Doğan (1988) , Ay Bazan Mavidir (1989), Selam Ateşleri (1993), Bütün Öyküleri (I ve II, 1999)
Roman:Başaklar Gece Doğar (1991).
Cavit Orhan Tütengil(Mersin-Tarsus) (1921-1979)
Bilim adamı, eğitimci, yazar. Tarsus’un Sebil Köyü’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Tarsus’ta okudu. Parasız yatılılık sınavını kazandığı İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ni 1940’da bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavını birincilikle kazandı, ancak Yüksek Öğretmen Okulu Felsefe Bölümü’ne girdi. Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak 1944’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü ve 1958’de aynı üniversitenin İktisat Fakültesi’ni bitirdi.
1944-1953 yılları arasında Antalya ve Diyarbakır liselerinde felsefe, Kepirtepe ve Aksuköy enstitülerinde “meslek dersi” öğretmeni olarak bulundu. 1950-1951 öğretim yılını Milli Eğitim Bakanlığı’nca mesleki incelemelerde bulunmak üzere gönderildiği Fransa’da geçirdi. Askerliğini topçu subayı olarak Erzincan’da yaptı.
1953’te İktisat Fakültesi’nde sosyoloji asistanı olarak görev aldı. 1956’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde savunduğu “Montequieu’nun Siyasi ve İktisadi Fikirleri” adlı doktora tezi ile Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü’nü kazandı 81957). 1960’ta “İçtimai ve İktisadi Bakımdan Türkiye’nin karayolları” adlı çalışmasıyla doçent oldu. 1962-1963 öğretim yılını, İngiltere’de geçirdi. Rıza Nur’un elyazması kitaplarını ve Ziya Gökalp’in Londra’da yayınlanan “ilk” yazısını bularak kamuoyuna tanıttı.
Arkadaşları ile birlikte 1942’de İstanbul’da Değirmen ve 1953’te Diyarbakır’da Çizgi adlı düşün ve sanat dergilerini çıkardı.
İktisat Fakültesi’nde ve fakülteye bağlı Gazetecilik Enstitüsü’nde öğretim üyesi iken anarşinin büyük boyutlara ulaştığı dönemde silahlı bir saldırı sonucu öldürüldü.
Eserlerinden başlıcaları: Ziya Gökalp’in Bibliyografyası (1945), Köy Enstitüleri Üzerine Düşünceler (1948), Ziya Gökalp Hakkında Bir Bibliyografya Denemesi (1949), Prens Sabahattin (1954), Ziya Gökalp Üzerine Notlar (1956), Dr.Rıza Nur Üzerine Üç Yazı (1965), Diyarbakır Basını ve Bölge Gazeteciliğimiz (1966), Köy Sorunu ve Gençlik (1967), Ağrı Dağı’ndaki Horoz (1968), Atatürk’ü Anmak ve Tamamlamak (1975), Temeldeki Çatlak (1975), Kırsal Türkiye’nin Yapısı ve Sorunları (1975).
Halil Uysal(Mersin-Anamur) (1939- )
Şair. Anamur’un Gürleviş Köyü’nde doğdu. Ortaöğrenimini Mersin Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Askeri yargıç olarak orduya katıldı. Sarıkamış, Sivas ve İzmir’de yargıç ve savcılık yaptı. “Türkü” adlı şiiri ile TRT 1970 Sanat Ödülleri Yarışması’nda başarı ödülü kazandı. Şiirleri Dost, Türk Dili dergilerinde yayınlandı.
Başlıca eserleri: Yersu (1966), Alkoldönem (1968).
Zekai Yiğitler(Mersin) (1940- )
Şair. Mersin’de doğdu. Ortaöğrenimini Akşehir İlköğretmen Okulu’nda, yükseköğrenimini İstanbul Eğitim Enstitüsü’nde tamamladı. Tarsus, Elbistan ortaokullarında Türkçe öğretmenliği yaptı.
Eserlerinden başlıcaları: Mavi Güvercin (şiirler, 1961), Kutup Gülü (şiirler), Susan Toprak (şiirler, 1972), Öğretmenim (1975), Savaşın Soluğu (1976).


